1 Temmuz 2022

Türkiye Cumhuriyeti’nin Nitelikleri ve Ekonomik Gelişme Potansiyeli

Yazar Can Sakarcan

Özet

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın II. Maddesinde sayılan üç niteliğin (demokratik, laik, hukuk devleti) toplumun refah düzeyini belirleyen ekonomik göstergelerden en önemli ikisi olan kişi başına düşen milli gelir ve gelir dağılımı ile ilişkisi çok sayıda ülke verisi yardımıyla incelenmiştir. Söz konusu üç nitelik açısından Dünya sıralamasında ön sıralarda yer alan ülkelerin kişi başına düşen milli gelirlerinin görece yüksek olduğu, gelir dağılımlarının da daha adil olduğu görülmüştür. Ülkemizde demokratik, laik, hukuk devleti ilkelerinin etkin şekilde hayata geçirilmesiyle toplumumuzun refah düzeyinin ve yaşam kalitesinin hızla artması ve gelişmiş ülkeler kategorisine girmemiz mümkün gözükmektedir.

1.    Giriş

Toplumların refah düzeyi ve yaşam kalitesi ülke ekonomisinin gelişmesi ile yakından ilgilidir. Bu da izlenen ekonomi politikalarının yanı sıra diğer sosyal alanlardan da etkilenir.

Ülke ekonomilerinin durumunu gösteren çok sayıda endeks vardır.[1] Bunların çoğu toplumun dar bir kesimini veya yalnız bazı uzmanları ilgilendirirken, “kişi başına düşen milli gelir” (Kişi Başı GSYH) ve “gelir dağılımı” (GINI Endeksi) halkın refah düzeyini göstermeleri açısından çok önemli ve tüm toplumu ilgilendiren iki endekstir.

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın II. Maddesinde sayılan üç niteliğin (demokratik, laik, hukuk devleti) kişi başına düşen milli gelir ve gelir dağılımı ile ilişkisi çok sayıda ülke verisi yardımıyla incelenmiştir.

2.    Kişi Başına Düşen Milli Gelir

Farklı ülkelerdeki Kişi Başı GSYH’ı karşılaştırabilmek için öncelikle her ülkenin kendi para birimi ile hesaplanmış milli gelir rakamlarını ortak bir birime çevirmek gerekir. Bunun için en yaygın kullanılan para birimi ABD Doları’dır. Toplumların refah düzeyini adil bir şekilde karşılaştırabilmek için her ülkedeki ürün ve hizmet fiyatlarının da hesaba katılması istenir. Bu amaçla, çok sayıda ürün ve hizmetten oluşan bir sepetin her ülkedeki maliyeti dikkate alınarak bir “satın alma gücü paritesi” (SAGP) hesaplanır ve bunun kullanılmasıyla “Kişi Başı GSYH (SAGP)” endeksi oluşturulur. Ancak, her ülkedeki ürünlerin aynı kalitede olmaması, her toplumun tüketim tercihlerinin farklı olması gibi nedenlerle Kişi Başı GSYH hesabında SAGP kullanılmasının da kendine özgü hatalara yol açabildiği düşünülmektedir. Bununla birlikte, bu çalışmadaki grafiklerde aksi belirtilmedikçe SAGP temelli veri kullanılmıştır.[2] Aynı grafikler ABD Doları cinsinden de oluşturulmuş, grafiklerin yorumlanmasını etkileyecek kadar fark görülmediği için çalışmada yer verilmemiştir.

Demokratikliğin ölçütü olarak ise Economist Group’un derlediği endeks kullanılmıştır.[3] Ülkeler bu endekse göre sırasıyla Tam Demokrasi, Kusurlu Demokrasi, Hibrid ve Otoriter olmak üzere dört rejim tipine ayrılmaktadır.

Aşağıdaki grafikte 160 ülkenin rejim tipine göre kişi başına düşen milli gelir trendi gösterilmektedir.

Grafik 2-1. Rejim Tipine Göre Kişi Başına Düşen Milli Gelir

Yukarıdaki grafikte demokrasi endeksine göre en düşük seviyede olan otoriter ülkelerde ortalama gelir düzeyinin hibrid rejime sahip ülkelerden biraz daha yüksek olduğu gözükmektedir. Ancak, petrol zengini Arap ülkelerinin otoriter grupta olmasının da bunda önemli rolü olduğu düşünülebilir. Bu ve benzeri açılardan daha detaylı bir inceleme bu sıralamayı değiştirebilir.

Türkiye demokrasi endeksi sıralamasında 2021 yılı itibariyle 167 ülke arasında 103. sıradadır ve hibrid rejim kategorisindedir.

Aşağıdaki grafikte 202 ülkenin hukukun üstünlüğü sıralamasında girdiği yüzdelik aralığa göre kişi başına düşen milli gelir trendi gösterilmektedir.[4]

Grafik 2-2. Hukukun Üstünlüğü Sıralamasına Göre Kişi Başına Düşen Milli Gelir

Yukarıdaki grafikte her yıl verisi bulunan ülke adedi biraz değişmektedir. Ülkeler hukukun üstünlüğü sıralamasına göre %25’lik dört kategoriye ayrılmış ve her kategori için kişi başına düşen milli gelir ortalamaları gösterilmiştir.

Türkiye hukukun üstünlüğü sıralamasında 2000-2015 yılları arasında 2. grupta iken 2016 yılından itibaren 3. gruba düşmüştür.

Aşağıdaki grafikte 111 ülkeden yaklaşık biner yetişkinin Gallup’un 2009 tarihinde yapmış olduğu araştırmada “Günlük hayatta din sizin için önemli mi?” sorusuna verdiği cevap oranlarına göre kişi başına düşen milli gelir trendi gösterilmektedir.[5]

Grafik 2-3. Dine Verilen Önem Sıralamasına Göre Kişi Başına Düşen Milli Gelir

“Günlük hayatta din sizin için önemli mi?” sorusuna verilen cevaplar devletin bir özelliği olan laikliği doğrudan ölçmese de pratikte laikliğin ne ölçüde hayata geçirilebileceğinin göstergesi olarak kabul edilebilir.

Gallup’un araştırmasına Türkiye’den katılanların %82’si evet cevabı vermiştir.

3.    Gelir Dağılımı

Kişi başına düşen milli gelir toplumun toplam refah düzeyini göstermesi açısından faydalı olmakla birlikte bunun toplumun farklı kesimlerine ne şekilde dağıldığı da çok önemlidir. Gelir dağılımının eşitsizliğini ölçmek için kullanılan ölçüte GINI endeksi deniyor. Bu endeks 0 ila 100 arasında değişiyor ve ne kadar düşükse gelir dağılımının o kadar dengeli, ne kadar yüksekse gelir dağılımının o ölçüde dengesiz olduğunu gösteriyor. Yani Kişi Başı GSYH’ın yüksek olması, GINI endeksinin ise düşük olması olumlu durumu gösteriyor. Bu çalışmadaki grafiklerde okuyana kolaylık olması açısından GINI endeksi yerine “100 – GINI endeksi” kullanılmıştır. Dolayısıyla tüm grafiklerde yüksek değerler iyi, düşük değerler kötüdür.

Aşağıdaki grafikte 136 ülkenin rejim tipine göre gelir dağılım trendi gösterilmektedir.

Grafik 3-1. Rejim Tipine Göre Gelir Dağılımı (100 – GINI Endeksi)

Aşağıdaki grafikte 164 ülkenin hukukun üstünlüğü sıralamasında girdiği yüzdelik aralığa göre gelir dağılım trendi gösterilmektedir.

Grafik 3-2. Hukukun Üstünlüğü Sıralamasına Göre Gelir Dağılımı (100 – GINI Endeksi)

Demokrasi ve hukukun üstünlüğü kriterlerine göre en önde yer alan toplumlar gelir dağılımı adaleti açısından da belirgin şekilde pozitif ayrışmışlardır. Ancak, diğer toplumlarda durum nispeten belirsiz gözükmektedir. Bu konunun daha detaylı incelenmesinde fayda görülmektedir.

Aşağıdaki grafikte 111 ülkeden yaklaşık biner yetişkinin Gallup’un 2009 tarihinde yapmış olduğu araştırmada “Günlük hayatta din sizin için önemli mi?” sorusuna verdiği cevap oranlarına göre gelir dağılım trendi gösterilmektedir.

Grafik 3-3. Dine Verilen Önem Sıralamasına Göre Gelir Dağılımı (100 – GINI Endeksi)

Dine verilen önem ile gelir dağılımı adaletsizliği arasında oldukça yüksek bir korelasyon gözükmektedir. Bunun sebeplerinin araştırılmasında fayda görülmektedir.

4.    Türkiye’nin Durumu

Türkiye demokrasi endeksi açısından 2021 yılı itibariyle 167 ülke arasında 103. sırada, hukukun üstünlüğü açısından 202 ülke arasında 119. sıradadır. “Günlük hayatta din sizin için önemli mi?” sorusuna Türkiye’den katılanların %82’si evet cevabı vermiştir.

Türkiye kişi başına düşen milli gelir (SAGP) sıralamasında 2019 yılı itibariyle 190 ülke arasında 75. sırada, gelir dağılımı sıralamasında 2018 yılı itibariyle 84 ülke arasında 68. sırada yer almıştır.

Bu çalışmadaki grafiklerden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın II. Maddesinde sayılan üç özelliği (demokratik, laik, hukuk devleti) pratikte iyi derecede hayata geçiren ülkelerin kişi başına düşen milli gelir ve gelir dağılımı konularında da üst sıralarda olduğu, dolayısıyla toplumlarına daha yüksek bir refah sağladıkları gözükmektedir.

Elbette toplumların yaşam kalitesini etkileyen faktörler üç adetten ibaret değildir. Örneğin, Dr. Muhammed Ali Yıldırım ve Dr. Cem Çakmaklı tarafından TÜSİAD için yapılmış olan bir regresyon analizinde 105 ülke verisi kullanılarak altı adet etkenin (nüfus, fiziksel sermaye, beşeri sermaye, demokrasi, hukukun üstünlüğü, orta ve yüksek teknolojik ürünlerin ihracattaki oranları) kişi başına düşen milli geliri ne yönde ve ne miktarda etkilediği saptanmıştır.[6] Bu çalışmanın sonuçlarına göre söz konusu alanlarda Türkiye’nin OECD ortalamalarına ulaşması halinde 20 yılda Kişi Başı GSYH’ı 3 katına çıkartarak 30.000 dolar’a ulaştırması ve böylece gelişmiş ülkeler arasına katılması mümkün görülmektedir. Bu raporda ve çeşitli başka kaynaklarda[7],[8] bu hedefe ulaşılabilmesi için oldukça kapsamlı ve detaylı öneriler de yer almaktadır.

Aşağıdaki grafikte Asya Kaplanları olarak adlandırılan dört ülke ve Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir trendleri gösterilmektedir.[9]

Grafik 4-1. Asya Kaplanları ve Türkiye’de Kişi Başına Düşen Milli Gelir (USD)

Yukarıdaki grafikte satın alma gücü paritesine göre daha eski tarihlere gidebildiği için USD değerler kullanılmıştır. Grafikte kişi başına düşen milli gelirleri 1970’li, 1980’li yıllarda Türkiye ile yakın olan dört ülkenin bugün Türkiye’nin 3 ila 6 katı düzeye ulaşabilmiş oldukları görülmektedir. Bu ülkeler Türkiye’den farklı şartlara sahip olmakla birlikte hızlı ekonomik kalkınmanın mümkün olduğunu göstermeleri açısından önemli örnek teşkil etmektedirler.

Türkiye de 2001-2008 yılları arasında IMF programını sadık şekilde uygulayarak ve Avrupa Birliği Üyeliği hedefi doğrultusunda demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında olumlu uygulamaları hayata geçirerek hızlı bir büyüme elde etmiştir. Sonuç olarak doğru politikalar uygulandığı takdirde Türkiye’nin de hızla büyüyerek gelişmiş ülkeler arasına katılabileceği görülmektedir.


[1] Bu endekslerin başlıcaları için bkz. Arzova, Atakişi, Ekmekçi (2020)  “Endekslerle Türkiye Ekonomisi”

[2] https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.PP.CD

[3] https://www.eiu.com/n/campaigns/democracy-index-2021

[4] https://govdata360-backend.worldbank.org/api/v1/datasets/51/dump.csv

[5] https://news.gallup.com/poll/142727/religiosity-highest-world-poorest-nations.aspx )

[6] TÜSİAD (2021) “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa: İnsan, Bilim, Kurumlar”

[7] Eğilmez, Mahfi (2022), “Yapısal Refomlar ve Türkiye”

[8] Acemoglu, Daron & Üçer, Murat, (2020) “High-Quality Versus Low-Quality Growth in Turkey – Causes and Consequences,” CEPR Discussion Papers 14070, C.E.P.R. Discussion Papers.

[9] https://api.worldbank.org/v2/en/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?downloadformat=csv